Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Diktatör Ali Abdullah Salih de 2011 isyanları sonrası körfez ülkelerinin uzlaşmasıyla yerine getirilen Mansur Hadi de Yemen’i ABD üslerine izin vererek bölgesel operasyonlara paspas yapıyordu. Ortak hava ve kara operasyonları organize ederek yolsuzluğa, zimmet suçuna batmış Yemen yönetimini “kontrollü istikrarsızlığa” mayalıyorlardı. Tunus’tan yayılan isyanlar büyüyünce formüller arandı. Körfez İşbirliği Konseki (KİK) ile ABD, Salih düşerken hava yastığı tuttu, Salih bu yastığın üstüne düşmüş oldu. Yargıdan muafiyet garantisi de verildi. Yerine geçirilen Mansur Hadi de sorunları çözemedi. Kargaşa, Şii-Sünni, kuzey-güney çekişmesi büyüdü. Sünniler de zaman içinde KİK desteğiyle safları sıklaştırdı, bu Zeydi-Husileri tedirgin etti. Aralarında az fark olsa da Husilerle Sünniler arasında ayrışma zamanla derinleşti. Husiler ile Selefi kabileler arasında, Husilerle El Kaide arasında sık sık kanlı çatışmalar oldu. Bir ara Ulusal Diyalog Konferansı’na katılan çok sayıda oluşumla hükümet arasında 6 bölgeli federasyon anlaşmasına varıldı. Ancak tutmadı.
Ağustos 2014 yol ayrımında kırılma anıydı. Zamlara karşı sokaklar canlanmıştı. Husiler (Abdulmelik Husi liderliğindeki Ensarullah Hareketi); yoksul, hoşnutsuz, yolsuzluklardan, ekonomik baskıdan bıkmış Sünni bazı aşiretlerin de desteğiyle eylemleri silahlı ayaklanmaya dönüştürdü. Geçmiş katliamlar nedeniyle sürekli tedirgin olan Husiler, silah ve askeri eğitim bakımından hazırdı. İran’dan da aldıkları destekle önlerinde devlet güçleri duramadı, kentleri fazla direniş olmadan ele geçiriyorlardı.
ABD, AB ve Körfez ülkeleri süreçleri zehirlemek, direnişleri boğmak, boğamıyorlarsa akışı yönlendirmek için ellerinden geleni yaptılar. Ve KİK merkezli 9 ülke Yemen’e havadan askeri müdahalede (26 Mart 2017) bulundu. İran’ın bölgesel güç hevesi bahane edildi. ABD istihbarat desteği verirken; mart sonunda Husiler stratejik önem atfedilen Aden’e girmeye başlayınca ABD gemileri de bonbardımana katıldı. Koalisyon uçakları Hadi yanlılarına uçaklardan silah attı. Mülteci kampları dahi bombalandı, daha önce İHA’lar ile düzenlenen saldırılarda (Ali Abdullah Salih de Mansur Hadi de İHA füzelerine onay vermişti) olduğu gibi sivil katliamlara aldırış etmediler. Devasa güçler Husilerin, stratejik liman kenti Aden’e girişini önleyemedi. (2 Nisan 2015) Husiler, Bab’ül Mendep (Hüzün Kapısı) boğazını da kontrollerine alacak gibi görünüyor. Burayı kontrol İran için Panama Kanalı’nı kontrol gibidir. Körfez ülkelerinin ve ABD’nin kabusudur bu. Çünkü KİK ülkelerinin petrolünün önemli kısmı bu boğazdan Kızıldeniz’e oradan Akdeniz üzerinden alıcılara taşınır.
Şimşek hattı:
Şimşek çizgileri gibi Hudayda’dan İbb, Taiz, Lahic, Aden’e akan hat, Kızıldeniz ile Basra Körfezi ve Hint Okyanusu arasındaki gemi ticaretinde hayati önemde olduğundan karadan işgal başlayabilir. Bu şimşek hattının batı yakasında bulunan Mısır, Sudan, Eritre, Cibuti, Somali de Riyad perspektifinden bakıyor. Hele ki liman kenti Aden’in tamamen düşmesini istemeyeceklerdir. Bu jeostratejik kayma yaratır. Bu nedenle IŞİD’in önü daha da açılacaktır ve bu sonuçları çok mezhepsel ve etnik fayları derinleştirecek, çok can yakacak kaos demektir.
İran olmasaydı:
Savaşın bir tarafı İran bir tarafı Suudi Arabistan-ABD bloku olarak görülüyor. Bir cephe Şiiliği yaymak bir cephe Sünni-Selefiliği sıçratmak istiyor. Taman Suudi Krallığı; Irak, Lübnan, Suriye’ye kök salan İran’ın Yemen üstünden de kendisine komşu olmasını istemiyor. Sünni Selefi akımının tüm Ortadoğu’da egemen olmasını istiyor ancak süreci sadece mezhebi eksenli okumak yetersiz. Demem o ki İran Husileri desteklemeseydi ya da Sünni bir ülke Husileri destekleseydi veya Husiler hiçbir destek almadan savaşım verseydi Riyad yine kanlı müdahalesini yapacaktı. Suudiler Arap yarımadasında kendi soydaşı da olsa biat istiyor. Yarımadanın ekonomik vanasının elinin altında olmasını istiyor. Yoksa İran yokken de Yemen isyanlarla çalkalanıyordu. Emeviler, Abbasiler, Eyyübiler, Osmanlılar, İngilizler kan dökerek Yemen’e hakim olmaya çalıştı. Husiler her idareye karşı isyan halinde oldular. Dolayısıyla operasyon değil barış eli lazım.
M. Ali Çelebi